Süveyş Krizi

Paylaşmak önemsemektir!

Süveyş Krizi
Süveyş Krizi




Süveyş Krizine giden yol aslında bir anlık olaydan ziyade tarihsel bir sürecin sonucudur. Mısır’ın o zamanki lideri Cemal Abdül Nasır 1952 yılında Kral Faruk idaresine karşı bir darbeyle başa gelmişti. Nasır’ın amacı Mısır’ı yabancılardan ve yabancı destekçisi monarşiden kurtarmaktı. Cemal Abdül Nasır 1954’te yazdığı Devrimin Felsefesi adlın kitabında Mısır’ın üç yönünü vurguladı. Nasır’a göre Mısır Afrikadır, Mısır Araptır ve Mısır İslamdır. Mısır’ın bu üç yönünün sentezi Nasır’ın iç ve dış politikasını belirlemede önemli bir role sahiptir. Nasır’a göre tüm Araplar emperyalism karşısında tek bir devlet altında birleşmeliydi. Nasır kendisini de bu tek Arap devletinin lideri olarak hayal etti.



Dönemin Ortadoğu dünyasına baktığımızda aslında Nasır bu rol için en uygun adaydı. Nasır Firavunlar devrinden bu yana Mısır’ı yöneten ilk Mısırlıydı. Daha önemlisi İkinci Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu ülkelerinde siyasi istikrarsızlık hakimdi. Nasır iç politikada İngiliz varlığına son vermek amacıyla İngiltere ile ikili müzakerelere başladı. 1953’te İngiltere ile Sudan Krizine son verdikten sonra uzun süren müzakereler neticesinde 1954’te İngiltere ile bir anlaşmaya varıldı. Bu anlaşmaya göre İngiliz güçleri 20 ay içinde Mısır’dan çekilecekti. Böyle de oldu ve son İngiliz askeri Mısır’ı terk ettiğinde tarihler Nisan 1956’yı gösteriyordu. Eski düzenin en güçlü emperyalist gücü karşısında alına bu diplomatik zafer Arap dünyasında Nasır’a büyük bir prestij getirdi. Nasır sadece Mısır’dan değil tüm Ortadoğudan bu emperyal güçleri çıkarmak istiyordu. Nasır için Ortadoğu Araplarındı.

Bu nedenle Nasır İngilterenin bölgeden çekilişinden sonra komünism tehdidi karşısında yapılan Amerika destekli diplomatik ve askeri ortaklığı savunan Bağdad Paktına katılmadı. Mısır’ı bu paktın dışında tutmayı başaran Nasır ayrıca Suriye ve Ürdün’ü de bu pakta katılmaktan alıkoydu. Çünkü Nasır bu paktı batı emperyalismin Ortadoğuya tekrar sızmasının yeni bir türü olarak algıladı. Nasır’ın bu çabaları batı dünyasında hoşnutsuzluklara neden olurken Arap dünyası ve Sovyetler tarafından memnuniyetle karşılandı. Yine de oldukça pragmatik bir dış politika izlemeyi tercih eden Nasır bir yandan Sovyet destekli Çekoslavakya’dan 1955’te ordusunu güçlendirmek amacıyla silah alırken ülke içi tarımı canlandırmak için ABD ve İngiltere’den borç talep etti. Mısır gibi kurak bir bölgede tarımı canlandırmanın tek yolu Nil Nehri civarında baraj yapmaktı.

Aswan bölgesinde bir baraj ilan etmek için ABD ve İngiltere ile borç anlaşması yapmıştı. Lakin ABD ve İngiltere Nasır’ın doğu bloku ile işbirliği içinde olduğunu öne sürerek borç anlaşmasını iptal etti. Misilleme olarak Nasır Süveyş Kanalını millileştirdiğini ve kanalda hisseleri bulan İngiltere ve Fransya tazminat ödeyebileceğini bildirdi. Fakat İngiltere ve Fransa Nasır’ın bu hareketini hırsızlık olarak algıladı ve İngiltere Başbakanı Anthony Eden Nasır’ı Arap dünyasının Hitler’i olarak tanımladı. Verilen ültimatoma rağmen Nasır geri adım atmaya niyetli değildi. Ayrıca aracı devletlerin de katıldığı müzakereler de sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine Ekim 1956’da İngiltere, Fransa ve İsrail gizli bir ittifak yaparak eş zamanlı olarak Mısır karşısında ani bir saldırı başlattı. Bu ortak saldırının kod adı Operation Musketeer idi.



Çünkü Mısır emperyalism için vazgeçilmesi zor bir yerdi. Nasır askeri olarak yenilmesine rağmen ABD ve Sovyetlerin olaya müdahil olmasıyla İngiltere, Fransa ve İsrail geri çekilmeye zorlandı. Bu olayın ardından eski emperyal güçler İngiltere ve Fransa Ortadoğudan sürülmüştü. Diğer taraftan Nasır emperyalism karşısında çok önemli bir zafer elde etmişti direnci sayesinde. Böylece Nasır Arap dünyasında hiçbir liderin elde edemeyeceği bir üne kavuşmuştu. İngiltere ve Fransa Ortadoğudan sürülmüştü. Lakin kısa süreden ABD onların yerini alacaktı. ABD’nin olaya müdahil olmasıyla Fransa Nato’nun askeri kanadından çekildiğini bildirdi. Birleşmiş Milletler Mısır’a Süveyş Kanalının sahipliğini ve yönetimini verdi ve Nisan 1957’de zaten işlemekte olan kanak tekrar tüm dünyaya açıldı.

Yunus Emre Yiğit

Boğaziçi Tarih