Avusturya Veliahtı Franz Ferdinand Suikasti ve Birinci Dünya Savaşı

Paylaşmak önemsemektir!

Avusturya Veliahtı Franz Ferdinand Suikasti ve Birinci Dünya Savaşı
Avusturya Veliahtı Franz Ferdinand Suikasti ve Birinci Dünya Savaşı




Erich Hobsbawn’ın imparatorluklar çağı (1875-1914) dediği dönemin son yılı. Balkanlar alev alev. Balkanlar en son 1871-76 senelerinde kaosun içindeydi. Hikayeye burdan başlamak lazım. Balkan Savaşlarını saymaz isek. Sonra akabinde Osmanlı ordusu Balkanlardaki ayaklanmaları bastırmak için şiddetli yöntemlere başvurunca Avrupa basını Türkleri barbarlıkla ve katliamla suçlayacaktı. Olaya Rusların müdahil olmasıyla Osmanlı-Rus harbi patlak verdi ve Ruslar payitahtın kapılarına kadar ulaşınca araya İngiltere ve Almanya girmiş, ağır şartlar içeren Ayestefanos Anlaşmasını daha az yıkıcı olan Berlin anlaşmasına çevirmişti. Berlin Anlaşması sonucunda Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız olmuş ve bir takım topraklar elde etmişti.




Ayastefanosla kurulan Büyük Bulgaristan üçe ayrılmıştı. Asıl Bulgaristan içişlerinde serbest dışişlerinde Osmanlıya bağlı olacaktı. Doğu Rumeli vilayeti Bulgar vali tarafından yönetilmek şartıyla Osmanlıya bağlı kaldı. Batı Trakya, Makedonya ve Kosova ise Osmanlıda kalacaktı. 1885’te Asıl Bulgaristan ile Doğu Rumeli Vilayeti birleşecekti. Abdulhamid rejimi 1890’larda Ermeni isyanlarıyla uğraşırken Balkanlar 1912’ye kadar kısmen sakin kalacaktı. Tabi 1897 Osmanlı-Yunan savaşı ve Bulgar çetelerinin faaliyetlerini saymazsak. Balkanlar üç büyük otokrasi imparatorlukları arasında sıkışıp kalmıştı. Bir yandan Avusturya-Macaristan ve Çarlık Rusya Balkanlarda kendi lehlerinde genişlemek amacındaydı. Diğer taraftan askeri açıdan güçsüz olan Osmanlı var olan topraklarını korumak niyetindeydi. Balkan milletleri ise bağımsızlıklarını koruyup daha fazla toprak alma niyetindeydi. Ama şartlar 1912’ye kadar olgunlaşmamıştı.



Avusturya Veliahtı Franz Ferdinand Suikasti ve Birinci Dünya Savaşı
Avusturya Veliahtı Franz Ferdinand Suikasti ve Birinci Dünya Savaşı

İkinci Meşrutiyetin 1908’de ilanıyla hukuki açıdan Osmanlıya bağlı olan Bosna-Hersek Avusturya-Macaristan tarafından ilhak edildi. Bu arada büyük güçler dediğimiz İngiltere ve Fransa dünyanın çoğunda sömürgeler kurarak güçlerine güç zenginliklerine zenginlik kattı. Bu arada Avrupa’nın yeni gücü Almanya her ne kadar sömürge yarışında geç kalsa da sanayi ve bilim alanında ciddi gelişmelere imza atmıştı. Almanya 1860’ların reformist gücü Fransa’yı 1870 Sedan Savaşında hızlı bir şekilde yenerek kendini kanıtlamıştı. Siyasi birliğini geç kuran diğer bir devlet ise İtalya idi. Aç kurt gibi sömürge arayan İtalya Osmanlı’nın Afrika’daki son toprağı olan Libya’ya gözünü dikmişti. 1911’de Libya’yı işgal eden İtalya her zamanki gibi kısa sürede sonuçlanan bir zafer bekledi Ama Osmanlı ordusu direnince İtalyan donanması Ege Adalarını işgal edip İstanbul’a yürüme tehdidinde bulundu. İtalya-Osmanlı savaşını fırsat bilen Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya bir ittifak yaparak Osmanlı’nın Balkanlardaki topraklarına saldırdı. İki arada bir derede kalan Osmanlı Libya’yı İtalya’ya bırakmak zorunda kaldı. Ne var ki Balkanlarda da hezimete uğrayacaktı.




Neyse ki Balkan devletlerinin aralarında çıkar çatışması yaşayıp birbirine düşmesiyle Osmanlı güçleri İkinci Balkan Savaşı dediğimiz savaşta Batı Trakya’dan toprak alıp Bab-ı Aliden gelen talimatla durdu. Ama Balkan devletleri toprak kazanım konusunda hala doyumsuz ve hala ateşliydi. Milliyetçi gruplar Balkan ülkelerinde patlamaya hazır dinamit gibiydiler. Diğer taraftan Osmanlı, Rusya ve Avusturya-Macaristan için Balkanların bu hali büyük tehditti. Aslında herkes Balkanlarda patlak verecek büyük bir savaşı bekliyordu. Öyle de oldu zaten. Öldürücü kıvılcım 28 Haziran 1914’te Bosna’nın başkenti Saraybosna’da ateşlendi. Avusturya-Macaristan tahtında 1848’ten beri ülkeyi yöneten otokrat Francois Joseph vardı ve ülkede onun yönetiminden hoşnutsuz kesimler vardı. Bunların en önemlisi Bosnalı Sırplardı.




Kara El olarak bilinen Sırp gizli cemiyetinin üyeleri suikast planları yapıyorlardı. Ama suikastin hedefi Francois Joseph değil veliaht Franz Ferdinand idi. Suikast söylentileri Viyana’ya ulaşmıştı. Bu yüzden hanedanın her üyesi için sıkı tedbirler alınmıştı. Veliaht Saraybosna ziyareti sırasında arabasıyla belediye sarayına doğru gidiyordu. İlk suikast girişimi burada meydana geldi. Ciddi güvenlik sorunları aşikardı. Ama sonuç suikastçiler için hüsrandı. İkinci teşebbüs Potiorek dönüş yolculuğunda gerçekleşti. İki el ateş eden suikastçiler hem veliahtı hem de eşini ağır yaralamıştı. Kurtarılmayan veliaht ve eşi sabah 11’de ölmüştü. Tam bir ay sonra sonuç alınamayan uzun müzakerelerden sonra 28 Temmuz saat 11’de Avusturya-Macaristan Sırbistan’a savaş ilan ederek büyük savaşın startını yapmıştı. Suikast haberi tüm dünyada korkulara neden olmuştu. Amaç korkulan şeyi yani büyük bir savaşı önlemekti. Avusturya-Macaristan Sırbistan’a Alman destekli bir nota verdi. Sırbistan için bu ültimatom kabul edilemezdi. Aslında ültimatomu veren Almanya’nın ta kendisiydi.




Çünkü ültimatom şartları o kadar ağırdı ki yaşlı Francois Joseph bunun Rusya ile savaşa neden olacağından korkuyordu. Ültimatom 23 Temmuz saat 18’de gönderildi ve cevap için Sırbistan’a 48 saatlik süre tanındı. Sırbistan’ın bağımsızlığını hiçe sayan bu ültimatom Rusya ve İngiltere’de öfke ve şaşkınlıkla karşılandı. Sırbistan’ın bağımsızlığını hiçe sayan iki madde hariç ültimatomu kabul eden cevabı sürenin dolmasına 2 dk kala iletildi. Lakin Francois Joseph bunu okumayacaktı bile. Derhal seferberlik başladı ve savaşın dizginleri 28 Temmuz boşaldı. Sonrası dünya için küçük kıyamet diyebiliriz. İnsan ve kaynakları geniş çaplı seferberliği savaş sonrası için önemli sorunlara neden olacaktı. Milyonlarca insan ölmüş ve ekin ve hayvanat zarar görmüştü. Savaş sonu dengesiz barış anlaşmaları ise daha büyük bir savaşa zemin hazırlayacaktı.

Yunus Emre Yiğit

Boğaziçi Tarih