Napolyon’un Mısır’ı İşgali

Paylaşmak önemsemektir!




Napolyon’un Mısır’ı İşgali

Napolyon'un Mısır'ı İşgali
Napolyon’un Mısır’ı İşgali

Napolyon’un Mısır’ı İşgali (1 Temmuz 1798-2 Eylül 1801)

Mısır’ın işgali Napolyon’un Fransa’nın ilk konsülü olmadan önceki son büyük seferiydi. Bir felaketle sonuçlanmasına rağmen bu sefer Napolyon’a büyük bir ün kazandırdı. Peki, 1798’e kadar Avrupa’da Fransa’yı tehdit eden komşularına karşı savaşan Napolyon’u Mısır’ı işgal etmeye sevk eden etmenler nelerdi? Napolyon aslında Mısır topraklarını almak için savaşmadı. Tıpkı Vietnam’da savaşan ABD gibi… Mesele üstünlük meselesiydi. Kime karşı mı? Tabi ki üzerinde güneş batmayan imparatorluğa karşı: Büyük Britanya… Britanya İmparatorluğu 1790’larda Fransız İmparatorluğun en güçlü düşmanıydı.

Ticaretin ve sömürgeciliğin güç merkezi olan Britanya, Fransa’ya karşı denizlerde büyük bir üstünlük kurmuş ve Kıta Avrupa’sında Fransız Devrim Savaşları sırasında onun düşmanlarını desteklemişti. 1796-7 arasında Britanya’yı işgal mümkün gibiydi. Çünkü Britanya içte bir takım sorunlarla uğraşıyordu. Fakat Fransa bu fırsatı kaçırdı. Aslında Britanya’yı işgal etmek için büyük askeri ve lojistik kaynak gerekliydi. Napolyon Britanya’ya üstünlük kurmak için ekonomik savaşa başvuracaktı. Lakin Napolyon o zamanlar İkinci Dünya Savaşında Britanya’ya karşı benzer bir savaş başlatan Almanya gibi U-Botlara sahip değildi. Britanya’nın zenginliğinin kaynağı Hindistan’dı. Hindistan’a giden yol ise Akdeniz’den ve Mısır’dan geçiyordu. Eğer Fransa Mısır’ı kontrol altına alabilirse Britanya ekonomisine büyük bir darbe vurabilirdi.

Napolyun’un Mısır’ı İşgali

Napolyon doğrudan Britanya’yı işgal etmeyi de düşündü. Fakat Fransız donanmasını tetkik ettikten sonra Napolyon dünyanın en güçlü donanmasına sahip olan Britanya ile mücadele edemeyeceğini anladı. Aynı neden, Britanya kolonilerini işgal etme fikrinden de Napolyon’u vazgeçirmişti. Aslında Fransa 14. Louis’den beri Mısır’ı ele geçirme hayallerine sahipti. Özellikle Hindistan ve Kanada’daki kolonilerin kaybedilmesi Fransa’yı böyle bir düşünceye itmişti. Ayrıca Mısır Avrupalıların oryantalist hayal dünyasında egzotik bir yerdi.

Küresel üstünlük için Fransız hükümeti Mısır’ı işgal etmeye hazır gibiydi. Diğer taraftan çocukluğunu büyük askeri dehaların hikâyelerini okuyarak geçiren Napolyon kendini daha fazla kanıtlama hevesindeydi. Dahası Napolyon dünyanın bilgisini öğrenmeye aç biriydi. Onun geçmişe olan merakı Aydınlanma Çapı Avrupa’sını domine eden entelektüel merakın bir yansımasıydı. Bundan olacak ki Napolyon Mısır seferine giderken 160 bilim adamını beraberinde götürmüştü. Napolyon Mısır’a medeniyet götürmek istiyordu. Ayrıca Hristiyanlıktaki teslis inancına inanmayan Napolyon İslam hakkında epeyce bilgiye sahipti. Nihai olarak Napolyon emrindeki 600 gemilik bir donanma ve 40 bin kişilik bir ordu ile 19 Mayıs 1798’de Toulon limanından harekete geçti ve Malta’yı ele geçirdikten sonra 1 Temmuz’da İskenderiye’ye ulaştı.

Napolyon’un Malta-yı Fethi

Halkı yanına çekmek isteyen Napolyon bir Arapça bir bildiri hazırlattı. Bu bildiriye göre Napolyon kendisinin Memlük Beylerinden daha fazla Allah’a inandığını ve İslam peygamberi Hz. Muhammed’e saygı duyduğunu belirtiyordu. Kendisinin Fransa’nın ezeli dostu olan Osman Padişahına yardım için geldiğini belirten Napolyon Mısır halkına Memlük idaresine son vereceği konusunda söz verdi. Halkın isyanını bu şekilde önlemiş gibi gözüken Napolyon İskenderiye’yi ele geçirdikten sonra Kahire’ye doğru yol aldı. Mısır Osmanlı hâkimiyetinde olmasına rağmen bir gelenek olarak Memlüklü Beyler tarafından idare edilmekteydi. Napolyon ile karşılaşmak için harekete geçen Memlük Beyleri 21 Temmuz’daki Piramitler Savaşında Napolyon’un ordusuna yenilince Kahire’yi kaybetti.

Piramitler Savaşı-1

napolean in egypt

napolean in egyptPiramitler Savaşı-2

Başında sarığıyla halkın ve ulemanın karşısında çıkan Napolyon derhal feodalizmi ve köleliği kaldırdı ve Kahire’de Fransız tipi idari yapılar kurdu. Kahire’de kaldığı müddet içerisinde Napolyon dini törenler düzenlemeye özen gösterdi ve din propagandası sayesinde halk isyanından sakınmaya çalıştı. En önemlisi beraberinde getirdiği bilim adamları Mısır’ı ve Mısır’ın antik geçmişini her açıdan inceliyordu. Hiyeroglif tabletlerin dilinin çözülmesi ise başlı başına bir medeniyet bulmak demekti. Ama tüm bu göstermelik hareketlere rağmen William Cleveland’a göre Napolyon Mısır’ı sömürgeleştirmek ve Fransa için bir tahıl ambarı haline getirmek istiyordu. Güneş batmayan imparatorluğunu korumak isteyen Britanya Amiral Nelson’u Napolyon’u durdurması için Mısır’a gönderdi. Ağustos’un ilk gününde Abukır Körfezinde İngiliz donanması Fransız donanmasını imha edince Napolyon’un Fransa ile bağlantısı kesildi.

Nil Muharabesi

Adeta Mısır’da mahsur kalan Napolyon çıkış yolu bulmak için 18 bin kişiye inen ordusuyla Suriye’ye doğru yöneldi ve Akka’yı kuşattı. Napolyon böylece hem Hint yolunu güvence altına almaya hem de Osmanlı sultanını ittifak yapmaya ikna etmeye çalıştı. Fakat Akka Valisi Cezzar Ahmed Paşanın İstanbul’dan gönderilmiş Nizam-i Cedid birlikleri ve Memlük Beylerinin kuvvetleri ile desteklenen ordusu Napolyon’un hayallerini suya düşürdü. Askeri açıdan ağır kayıplar veren Fransız ordusu veba salgınının başlamasıyla 21 Mayıs’ta Mısır’a çekilmek zorunda kaldı. Bu arada içte bir darbe ihtimalinin belirdiğini gören Napolyon bunu sadece kendisinin çözebileceğini iddia ederek ordunun komutasını General Kleber’e bırakıp 22 Ağustos 1799 gecesi bir gemiyle Fransa’ya döndü. Bundan sonra savaş üç yıl daha devam edecekti. General Kleber Osmanlı Devleti ile 24 Ocak 1800’de El Ariş Sözleşmesini imzalayarak kalan orduyu Fransa’ya götürmeyi amaçlasa da Osmanlının müttefiki Britanya bu sözleşmeyi reddetti. Devam eden mücadelede Fransız ordusu Heliopolis Muharebesinde Osmanlı kuvvetlerini yendi. Fakat Kahire’ye dönen Fransız ordusunu tutumu halk tarafından iyi karşılanmamaya başladı ve General Kleber 14 Haziran 1800’de Suriyeli bir öğrenci tarafından öldürüldü. Yerine geçen General Menou komutasındaki Fransız ordusu 21 Mart 1801’de Britanyalılar karşısında yenildi. Bunun üzerine barış müzakereleri başladı ve 25 Haziran 1802 tarihli Paris Anlaşması ile Fransız ordusunun anavatan dönmesine izin verildi.

Boğaziçi Tarih

Yunus Emre Yiğit